Kıymetli Okurlarım;
Avrupa Devletlerinin daha doğrusu Batı Hıristiyan dünyasına dâhil pek çok devletin yaptığını yapan Fransa, önce kendi millet meclisinde kabul ettiği bir yasa ile Ermeni Soykırımının varlığını kabul etmiş bunu senatosunda onaylayarak perçinlemişti. Biz devlet olarak ve millet olarak bunu ilk ağızda kendi bünyemizde bazı tepkiler göstermiş, Fransa Devletine karşı şunu yaparız, bunu yaparız mahiyetinde beyanlarda bulunmuş, bazı miting ve gösteriler yapmıştık. Ancak o yaparız dediklerimizin çoğunu yapmadığımız gibi yapmak girişiminde dahi bulunmamıştık. Fransız mallarına boykot uygulamayı düşünmüş ve bunu yapacağımızı devlet, millet olarak avaz avaz haykırmamıza rağmen gerçekleştirmediğimiz gibi zaten bu yolda da herhangi bir icraata girişmemiştik. Yine Fransa’nın Ermeni Soykırımını kabul ettiğinde onlara siz de Cezayir’de soykırım yaptınız, siz Ermeni Soykırımını kabul eden bir yasa çıkarırsanız, biz de Cezayir soykırımını dile getiririz, meclisimizde bu yolda yasalar çıkarabiliriz anlamında imalarda bulunmuştuk. Ama ne yazık ki bu konuda da hiçbir girişimde bulunmadığımız gibi bu sözünü ettiğimiz soykırımın mağduru Cezayir halkıyla ve Cezayir devletiyle herhangi bir işbirliğine, dayanışmaya hatta görüşmeye teşebbüs dahi etmemiştik. Biz millet ve devlet olarak Fransa karşısındaki bu tutumumuzu aynı icraat ve davranışı sergileyen diğer batı dünyası devletlerine karşı da sergilediğimizden artık batı dünyası bu yolda yapacakları girişimler karşısında kabul edecekleri yasa ve hükümler karşısında ne yapıp, ne yapamayacağımızı zaten öğrenmiş kavramış olduklarından bizim tepkilerimizin saman alevi gibi olacağını bildiklerinden icraatlarında Ermeni Soykırımı ile ilgili girişimlerinde taviz vermemişlerdir. Bu yolda girişim ve icraatlar sürüp gitmiş Ermeni soykırımını tanıyan yasaların ardından Avrupa Devletleri yeni bir aşamaya geçerek Ermeni soykırımını inkar edenleri cezalandırmayı esas alan yasalar çıkarmaya yönelmeye başlamışlardır. Nitekim bu yeni icraatın ilk öncüsü İsviçre hükümeti olmuş, Ermeni Soykırımı yoktur diyenleri cezalandırmayı esas alan bir yasayı parlamentosundan ilk kez bu devlet çıkarmıştır. Bu devletin bu icraatında da tepkilerimiz aynı olmuş yurt içerisinde bazı gösteriler iktidara mensup yöneticilerden bazı yaptırım sözleri ve sert beyanlarla bu olayda geçiştirilmiştir. Tabii Ermeni soykırımı ile ilgili her Avrupa icraatında olduğu gibi bu devletten de önce elçimiz çekilmiş sonra tekrar gönderilerek sanki hiçbir şey yokmuş gibi ilişkilerimiz kaldığı yerden devam etmiştir. Oysa İsviçre parlamentosunun çıkardığı ceza yaptırımı bu Ermeni Soykırımını inkâr etmeyi yasaklayan yasa bu günde yürürlüktedir. Ama İsviçre hükümetine karşı bizim herhangi bir yaptırımımız o zaman olmadığı gibi bugün de mevcut değildir. İsviçre karşısındaki bu tutumumuz Fransa hükümetini de cesaretlendirmiş olmalı ki bu yolda yapılan icraatların yapanın yanında kar kaldığına o kadar emin olmalı ki, bu kez aynı türden bir yasayı Fransa düşünüp tasarlamış ve yakın geçmişte önce millet meclisinden geçirerek senatosuna sunmaya hazırlanmıştır. Türk Milleti ve hükümeti olarak yine aynı oyunu oynayıp, aynı beyan ve tepkileri sergilememize bu yasayı senatonuzdan da geçirirseniz yani kabul ederseniz, size şu ekonomik yaptırımları, şu siyasi yaptırımları yaptırırız dememize rağmen şimdi senatodan da geçirerek kabul edip yasalaştırdıklarını görmekteyiz. Fransız parlamentosundan en nihayet senatonun onayı ile çıkarılan yasaya göre Fransa’da bulunduğu sırada herhangi bir kimse Ermeni Soykırımı yoktur, olmamıştır dediğinde bir yıl hapis cezası ve yanlış aklımda kalmadıysa 45 Euro para cezası ile cezalandırılacaktır. Şimdi bu yasa kabul edilmiştir. Yakın bir gelecekte Fransa Devlet Başkanı tarafından imzalandığında yürürlüğe girecek ve işlerlik kazanacaktır.
Türk Milleti ve devleti olarak böyle bir yasanın Fransa’da kabul edilmesinin engellenmesi ortadan kaldırılması yolunda ne gibi tutarlı girişimlerde bulunduk? Fransa hükümeti ile veyahut Fransız parlamentosu mensuplarıyla ne gibi temaslarda bulunduk? Diye düşündüğümüzde bence aslında pek de bir şey yaptığımızı söylememiz mümkün değildir. Yaptığımız işlem sadece ülkemizde beyanatlar verip, bu yasa kabul edilirse Fransa’ya karşı şunu yaparız, bunu yaparız türünden beyanatlarda bulunup, aklımızca şantaj yapmaktır. Yaptığımız şantajı, çektiğimiz resti gören Fransa yönetimi ve parlamentosu söz konusu yasa tasarısını çıkarmış kabul etmiştir.
Peki, şimdi ne olacaktır? Bu kanunun yasalaşma evresinde Fransa başta olmak üzere Avrupa’daki Türklerin yaptığı gösterileri, mitingleri seyir etmekten onlardan fayda ummaktan başka bence doğru dürüst bir girişimde bulunmayan ülkemiz yöneticileri şimdi ne yapacaktır? Fransa Devlet Başkanının onaylamasından sonra yürürlüğe giren, bu cezalandırıcı yasayı yürürlüğe koyduğunda Fransa’ya girecek yahut Fransa’da mevcut Türkler bu yasaya uyarak Ermeni Soykırımını inkâr edemediklerinde durum ne olacaktır? Diyelim ki her şeye rağmen Fransa hudutları dâhilinde Türkler veya milletlerden insanlar, akademisyenler Ermeni Soykırımı yoktur dediklerinde, ceza aldıklarında durumları ne olacaktır? Onları kim kurtaracaktır? Bütün bunlar cevap bekleyen, kafaları kurcalayan sorular olarak beyinlerimizde mevcuttur. Şimdi Türk milleti olarak, Türk Devleti olarak Fransa’ya karşı ne gibi uygulama ve yaptırımlar uygulayacağız ki Fransa bu çıkardığı yasadan dönebilsin. Hiç değilse Fransa dönmese bile gelecekte Fransa’yı taklit edecek, etmeyi düşünecek devletler bu düşüncelerinden vazgeçip, bu tür icraatları gerçekleştirmesinler.
Aslında işin önemli kısmı bence burada yatmaktadır. İsviçre aynı kanunu çıkardı, uygulamaya soktu. Millet ve devlet olarak yeterli tepkiyi, yeterli yaptırımları gerçekleştirmedik. Fransa bundan cesaret alarak bugün karşımıza aynı icraatı gerçekleştirerek çıktı. Bu göstermektedir ki eğer bunda da, bu uygulamada da millet ve devlet olarak bu icraatı yapanları pişman edecek, caydıracak icraat ve yaptırımlarda bulunmazsak bu tür icraatların arkası gelecek belki Avrupa’da hatta dünyada bu tür yasayı çıkaran devletlerin sayısı artacaktır. Bu tür yasa ile ve Ermeni Soykırımını tanıyan yasalarla Avrupa’da, dünyada artan devlet sayısı Ermeni Soykırımı iddialarını ortaya atanları ve bu konuda planlar yapıp, çalışmalar gerçekleştirenleri başarıya ulaştıracaktır. Çünkü ulusal arası sahada bilenen Ermeni Diasporası adıyla tanınan soykırım iddiacılarının ana amacı ülkemizin Ermenileri Soykırımına uğrattığını dünyaya kabul ettirip, buna dayanarak ülkemizden tazminat ve toprak tavizleri koparmaktır. Hatta bazı kaynaklarda bu uğurda yapmış oldukları 4 T planından söz edildiğini de bilmekteyiz. Bu plan uyarınca Diasporacılar yani Ermeniler, önce soykırımı tanıtmak için devletlerin ve milletlerin bu konuya ilgisini çekmek için planın birinci basamağı olan tedhiş işlemini gerçekleştirdiklerini görmüştük. Bu planın ilk basamağı uyarınca pek çok diplomatımız, elçimiz Ermeni Terör Örgütleri tarafından suikastla öldürülmüşlerdi. Hatta Ermenilerin bu konuda oluşturdukları ASALA isimli bir örgütleri mevcuttu. Ermeniler bu konuda başarıya ulaşınca planın bu kısmının ittifak içerisinde bulundukları Ayrılıkçı Kürtlere, PKK’ya bırakarak ikinci aşamaya geçtiklerini bilmekteyiz. Bu aşamada amaç Ermeni soykırımı yapıldığını, bunun Türklerin yaptığını dünya üzerindeki millet ve devletlere olabildiğince çok sayıda olmak üzere kabul ettirmektir. Öyle anlaşılıyor ki 20 kusur Batı mensubu devlet Ermeni soykırımını kabul eden yasayı meclislerinden geçirdiğine göre, kabul ettiğine göre Diaspora ve Ermeniler bu ikinci basamakta da başarıya ulaşmaktadırlar. Hatta tanıma faslının ikinci kısmı diyebileceğimiz soykırımı inkâr edenleri cezalandırmaya yönelik yasalar çıkarttırabildiklerine göre bu ikinci basamakta amacına ulaşmış sayılabilir. Bu ikinci basamağın ardından gelecek olan Avrupa çapındaki veya dünya çapındaki ulusal arası mahkemeler kullanılarak soykırım nedeniyle Türkiye’den tazminat talep etmek ve onun arkasından bir zamanlar Ermeni toprağı olduğunu ileri sürerek Türkiye’nin bazı topraklarının Ermenilere verilmesini talep etmek gelecektir. İşte Fransa’nın çıkardığı yasa bu 4 T planının uygulanmasını hızlandıracak icraatlar için bir milat oluşturacak olay olması bakımından da önemlidir.
Eğer 4 T planı uygulamaya geçmesin, tazminat ve toprak talebi istekleriyle karşılaşmayalım isteniyorsa artık uykudan uyanmalı evvel emirde Fransa’ya karşı icraat ve yaptırımlarımızı devreye sokmalıyız. Sokmalıyız ki artık Avrupa ve dünya bir şeyler yaparız dediğimizde hakikaten yaptığımızı, yapacağımızı görebilsin. Bunun neticesinde bize karşı girişeceği icraat ve yaptırımların karşılıksız kalmayacağını görerek, yapacağı icraatları yaptırımları, ölçüp biçsin, gerçekleştirmekten geri durabilsin. Ama öyle görülüyor ki Fransa sözünü ettiğimiz yasayı çıkarmasına karşılık millet ve devlet olarak yine fazla bir şey yapmaya yönelmeyeceğiz. Yine beyanlarımız sözde kalacak, yaptırımlarımız söz de kalacaktır. Çünkü medyada yer alan son beyanlara göre Fransa’nın son icraatı karşısında yaptırımlarımızın etap, etap gerçekleştirileceği söylenmektedir. Bu demektir ki Fransa’ya karşı yapılması gerekenleri birden gerçekleştirmeyeceğiz, adım adım gerçekleştireceğiz. Böyle yapmakla Fransa’nın geri adım atacağını mı ummaktayız? Yoksa Fransa aleyhine yaptırımlar yapabilmek için birilerinden izin almak durumundayız ki onların izin vermesini bekleyecek yaptırımlarımızı, onlar izin verirse gerçekleştireceğiz. Burası düşündürücü bir durum olarak karşımızdadır. Bu düşündürücü durum bir yana etap etap yapılacak yaptırımların, bu yaptırımlar karşısında Fransa’ya tedbir alma, uyum sağlama imkânı vereceğini neden düşünmemekte, göz ardı etmekteyiz. Göz ardı etmekteyiz ki yaptırımlarımızı etap etap yani sırası geldikçe daha kaba ifade ile aklımıza estikçe, duruma göre yapacağımızı dile getirebilmekteyiz.
İşte bütün bunlardan sonra millet ve devletimizin Fransa’nın çıkardığı bu yasa karşısında ne gibi tedbirler alıp, ne gibi yaptırımlar yapacağını ve bu yaptırımları ne zaman gerçekleştireceğini bilememenin sıkıntısı içerisinde şahsen ve millet olarak kafalarımızda peki, şimdi ne olacak? Sorusuyla baş başa bulunduğumuzu düşünmekteyim. Bu sorunun cevap bulması için iktidarın yapacaklarını bekleyip görmekten başka yapılacak bir şey de olmadığına göre bekleyip göreceğiz. Ancak bizim için önemli olanın iktidarın söylemleri, beyanları olmayıp devreye sokacağı yaptırımlar ve alacağı tedbirler olması gerektiğini bir kez daha önemle vurgulamak isterim. Evet, bekleyip göreceğiz kafamız da Peki, şimdi ne olacak? Sorusu ne zaman cevaplanacak. Bekleyeceğiz…